7 Aralık 2016: Havelian Semalarında Sönen Umutlar ve PK661 Sefer Sayılı Uçuşun Hazin Öyküsü
Havacılık tarihi, ne yazık ki sadece teknolojik zaferlerle değil, aynı zamanda yürek burkan trajedilerle de doludur. Bazı kazalar vardır ki, sadece istatistiki bir veri olarak kalmaz; bir ulusun hafızasına, kültürüne ve kolektif acısına derinlemesine kazınır. İşte 7 Aralık 2016 tarihinde Pakistan’ın kuzeyinde yaşanan o elim olay da tam olarak böyle bir trajedidir. Pakistan Uluslararası Havayolları’na (PIA) ait PK661 sefer sayılı uçuşun, Chitral’den havalanıp başkent İslamabad’a varması beklenirken Havelian yakınlarında son bulan yolculuğu, ardında 47 canın hikayesini ve cevaplanması gereken onlarca soruyu bıraktı. Bugün bu yazımda, o soğuk Aralık gününe dönüyor, teknik detaylardan insan hikayelerine kadar bu kazanın anatomisini mercek altına alıyorum.
Chitral’in Soğuk Güzelliğinden Başlayan Yolculuk
Pakistan’ın kuzey bölgeleri, Himalayaların, Karakurum’un ve Hindu Kuş dağlarının kesiştiği, nefes kesici bir coğrafyadır. Chitral de bu dağların arasında, ulaşımı zor ama manzarası büyüleyici bir şehirdir. Yerel halk ve turistler için havayolu ulaşımı, bu zorlu coğrafyada adeta bir can damarıdır. 7 Aralık günü, PK661 sefer sayılı uçuşu gerçekleştirecek olan ATR 42-500 tipi uçak, rutin seferini yapmak üzere hazırlanıyordu. Uçak, AP-BHO kuyruk tesciline sahipti ve deneyimli bir mürettebat tarafından yönetiliyordu.
Uçakta 42 yolcu ve 5 mürettebat olmak üzere toplam 47 kişi bulunuyordu. Yolcular arasında iş seyahatine gidenler, ailelerini ziyaretten dönenler ve Pakistan’ın en tanınmış simalarından biri olan Junaid Jamshed de vardı. Junaid Jamshed’in varlığı, bu kazayı Pakistan sınırlarını aşan küresel bir habere dönüştürecekti, ancak o an için herkes sadece evine, işine veya sevdiklerine ulaşmak isteyen birer yolcuydu. Saatler 15:30 sularını gösterdiğinde uçak Chitral Havalimanı’ndan sorunsuz bir şekilde havalandı. Hava açıktı, görüş mesafesi iyiydi ve İslamabad’a yapılacak yaklaşık bir saatlik uçuş için her şey olağan görünüyordu. Kimse, bu yolculuğun sadece 40 dakika sonra korkunç bir sona ereceğini tahmin edemezdi.
Gökyüzünde Sessizlik: Motor Arızası ve Kritik Anlar
Uçuşun ilk aşaması gayet normal seyretti. Ancak kalkıştan bir süre sonra, uçak yaklaşık 13.000 feet irtifada seyrederken kokpitte işler ters gitmeye başladı. Uçağın sol motorunda (1 numaralı motor) teknik bir arıza meydana geldi. Modern havacılıkta çift motorlu uçaklar, tek motorla uçabilecek ve hatta güvenli bir şekilde inebilecek kapasitede tasarlanır. Teorik olarak bir ATR 42’nin de tek motorla İslamabad’a ulaşması mümkündü. Ancak PK661 sefer sayılı uçuşta işler teorideki gibi ilerlemedi.
Pilotlar, saat 16:12’de kule ile iletişime geçerek sol motorun durduğunu bildirdi ve "Mayday" çağrısı yaptı. Bu, havacılıkta en üst düzey acil durum çağrısıdır. Ancak sorunun sadece motorun durması olmadığı daha sonra anlaşılacaktı. Soruşturma raporlarına göre, arızalanan motorun pervanesi, aerodinamik direnci azaltmak için yapılması gereken "feathering" (pervane kanatlarının hava akışına paralel hale getirilmesi) pozisyonuna geçmedi. Bu durum, çalışan sağ motor uçağı ileri itmeye çalışırken, sol taraftaki çalışmayan pervanenin devasa bir hava freni gibi davranmasına neden oldu. Bu asimetrik güç ve direnç dengesizliği, uçağın kontrolünü imkansız hale getiren aerodinamik bir kabusa dönüştü.
Pilotlar Kaptan Saleh Janjua ve Birinci Subay Ahmed Janjua, uçağı havada tutmak için insanüstü bir çaba sarf etti. Radar kayıtları ve görgü tanıklarının ifadeleri, uçağın dengesiz bir şekilde alçaldığını gösteriyordu. O an kokpitte yaşanan stresi, çaresizliği ve mücadeleyi hayal etmek bile tüyler ürpertici. Uçak hızla irtifa kaybederken, İslamabad’a varma umutları da saniye saniye tükeniyordu.
Junaid Jamshed: Bir Ulusun Yas Sembolü
Bu kazayı anlatırken Junaid Jamshed’e ayrı bir parantez açmak zorunluluğu doğuyor. 1980’lerde "Vital Signs" grubuyla Pakistan pop müziğine damga vuran, "Dil Dil Pakistan" şarkısıyla gayriresmi bir milli marşa imza atan Junaid Jamshed, şöhretinin zirvesindeyken müziği bırakıp kendini dine adamış bir isimdi. Hayatındaki bu radikal değişim, onu Pakistan toplumunun her kesimi tarafından tanınan, saygı duyulan ve merak edilen bir figür haline getirmişti.
Junaid Jamshed, eşiyle birlikte Chitral’de dini bir tebliğ görevinden dönüyordu. Sosyal medyada paylaştığı son fotoğraflarda, Chitral’in karlı dağları önünde huzurlu görünüyordu. Uçağın düşmesiyle birlikte, haber kanalları ve sosyal medya "Junaid Jamshed’in uçağı düştü" başlıklarıyla doldu taştı. Onun kaybı, kazanın trajedisini kişiselleştirdi. İnsanlar sadece 47 kişiyi değil, gençliklerinin idolünü, manevi bir rehberi ve tanıdık bir yüzü kaybetmişti. Cenaze töreni on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti ve bu kaza, onun şahsında tüm kurbanların hikayesinin unutulmamasını sağladı.
Havelian Tepelerinde Son Bulan Yolculuk
Saat 16:15 sularında, uçak radar ekranlarından kayboldu. Abbottabad bölgesindeki Havelian yakınlarında, Saddha Batolni köyü civarındaki sarp bir yamaca çakıldı. Çarpmanın etkisi o kadar şiddetliydi ki, uçak paramparça oldu ve hemen ardından büyük bir yangın çıktı. Köylüler olay yerine ilk ulaşanlar oldu, ancak karşılaştıkları manzara karşısında yapabilecekleri pek bir şey yoktu. Alevler o kadar yüksekti ki, enkazın yanına yaklaşmak bile imkansızdı.
Kurtarma ekipleri ve ordu birlikleri bölgeye ulaştığında, ne yazık ki kurtulan kimsenin olmadığı teyit edildi. Enkazın geniş bir alana yayılması ve çıkan yangın, kimlik tespit çalışmalarını oldukça zorlaştırdı. DNA testleri günlerce sürdü. Aileler için bu bekleme süreci, kaybın acısına eklenen ikinci bir travmaydı. Havelian’daki o dağ yamacı, 47 canın son nefesini verdiği, umutların küle dönüştüğü bir anıt mezara dönüştü.
Soruşturma Raporu ve Ortaya Çıkan İhmaller Zinciri
Kazadan sonra Pakistan Sivil Havacılık Otoritesi ve uluslararası kuruluşların desteğiyle kapsamlı bir soruşturma başlatıldı. Her uçak kazasında olduğu gibi, burada da "Neden?" sorusu en önemli kısımdı. Kamuoyu, teknik bir arıza mı, pilot hatası mı yoksa bakım eksikliği mi olduğunu bilmek istiyordu. Yıllar süren incelemelerin ardından yayınlanan nihai rapor, kazanın tek bir nedene bağlı olmadığını, bir hatalar zincirinin sonucu olduğunu ortaya koydu.
Raporun en çarpıcı tespiti, teknik bakım eksikliği üzerineydi. Sol motorun güç türbinindeki bir parça (OSG pini), önceden var olan bir çatlak nedeniyle kırılmıştı. Bu mekanik arıza, motorun kontrolsüz çalışmasına ve ardından durmasına yol açmıştı. Ancak asıl felaket, bakım ekiplerinin bu riski daha önceden tespit edememiş olmasıydı. Raporda, PIA’nın bakım prosedürlerindeki eksikliklere ve denetim mekanizmasındaki zaafiyetlere dikkat çekildi.
Bununla birlikte, pilotların kriz yönetimi de raporda ele alındı. Motor arızasından sonraki süreçte, prosedürlerin uygulanmasında bazı aksaklıklar yaşandığı belirtildi. Ancak havacılık uzmanları, bu tür karmaşık ve ani gelişen bir arızada (pervanenin feather olmaması durumu), pilotların uçağı kurtarmasının son derece zor olduğu konusunda hemfikirdi. Yani teknik ihmal, pilotları neredeyse içinden çıkılamaz bir durumla baş başa bırakmıştı. Bu durum, Pakistan havacılık sektöründe bakım standartlarının ve güvenlik kültürünün ciddi şekilde sorgulanmasına neden oldu.
Geride Kalanlar ve Alınması Gereken Dersler
PK661 kazası, sadece istatistiki bir veri değildir; her biri birer dünya olan 47 insanın yarım kalan hikayesidir. O uçakta sadece ünlü bir isim değil, ailesine ekmek götüren babalar, eğitimine dönen öğrenciler, görev başındaki kabin memurları ve bebekler vardı. Örneğin, uçuşta görevli olan hosteslerin son anlarına kadar yolcuları sakinleştirmeye çalıştığına dair inanç, onların kahramanlığını gösterir. Yardımcı pilot Ahmed Janjua’nın ailesi, oğullarının hayallerinin o dağda son buluşunu izledi.
Bu kaza, Pakistan Uluslararası Havayolları için bir dönüm noktası olmalıydı. ATR filosu bir süreliğine yere indirildi, kapsamlı testler yapıldı. Ancak havacılıkta güvenlik, reaktif değil proaktif olmayı gerektirir. Yani bir kaza olmadan önce riski görüp önlem almak esastır. PK661, bakımın ne kadar hayati olduğunu, en küçük bir parçanın (bir pimin) bile yüzlerce tonluk bir metal yığınını ve içindeki canları nasıl etkileyebileceğini acı bir şekilde gösterdi.
Unutmamak ve Hatırlamak
Aradan geçen yıllara rağmen, 7 Aralık tarihi geldiğinde Pakistan’da hüzünlü bir sessizlik hakim olur. Havelian dağları, o günün şahidi olarak sessizliğini korurken, bizlere yaşamın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatır. PK661 sefer sayılı uçuş, teknolojiye olan güvenimizin sınırlarını, insan hatasının maliyetini ve kaderin kaçınılmazlığını yüzümüze vuran bir aynadır.
Bir blog yazarı olarak bu satırları kaleme alırken, amacım sadece teknik detayları sıralamak değil, o gün o uçakta yaşanan korkuyu ve geride kalanların acısını bir nebze olsun hissettirebilmektir. Havacılık güvenliği, kanla yazılmış kurallardan oluşur derler. Umuyoruz ki PK661 kazasından çıkarılan dersler, gelecekte başka canların yanmasını engeller ve o 47 kişi, sadece birer kaza kurbanı olarak değil, havacılık güvenliğinin artırılmasına vesile olan kayıplar olarak anılır.
Junaid Jamshed’in o meşhur şarkısındaki gibi, "Dil Dil Pakistan" diyerek ülkesini seven insanlar, o gün Pakistan’ın toprağına karıştılar. Ruhları şad olsun. Havacılık tarihinin bu karanlık sayfasını kapatırken, gökyüzüne her baktığımızda güvenliğin bir lüks değil, en temel hak olduğunu asla unutmamalıyız.