Bir Motoru Kapatmak: TransAsia 235 ve O Unutulmaz “Mayday” Anı
Havacılık tutkunları olarak bizler, gökyüzüne her baktığımızda bir mucize görürüz. Tonlarca ağırlıktaki metal kuşların süzülüşü, mühendisliğin ve insan zekasının zaferidir. Ancak bazen, o zafer anı saniyeler içinde bir trajediye dönüşebilir. Ve bazı kazalar vardır ki, sadece istatistiklerde bir sayı olarak kalmaz; zihnimize, hafızamıza o anın tek bir karesiyle kazınır.
4 Şubat 2015 sabahı, Taipei semalarında yaşananlar tam olarak böyleydi. Bir taksi kamerasının (dashcam) tesadüfen kaydettiği o görüntü... Bir ATR 72-600 uçağının, otoyolun üzerindeki bir viyadüğe neredeyse 90 derecelik bir açıyla yan yatmış halde çarpması ve nehre düşmesi. O kareyi hatırladınız, değil mi? İşte bugün, o karenin arkasındaki hikayeyi, TransAsia Airways Uçuş 235'i konuşacağız.
43 canın yitip gittiği, 15 kişinin mucizevi bir şekilde hayatta kaldığı bu kaza, sadece bir teknik arıza hikayesi değil; insan psikolojisinin, kokpit içi iletişimin ve stres altındaki karar mekanizmalarının ne kadar kritik olduğunun acı bir dersidir.
Sabahın Sessizliğini Yırtan Gürültü
Tayvan'ın başkenti Taipei'de o sabah hava hafif yağmurlu ama uçuş için elverişliydi. TransAsia Airways'in gencecik, henüz 10 aylık ATR 72-600 uçağı (tescil işareti B-22816), Kinmen'e gitmek üzere Songshan Havalimanı'ndan kalkışa hazırlanıyordu. Uçakta 53 yolcu ve 5 mürettebat vardı. Yolcuların çoğu, Tayvan'ın o güzel adasını ziyaret etmek isteyen turistlerdi. Kimse, bu yolculuğun sadece birkaç dakika süreceğini bilmiyordu.
Kaptan Pilot Liao Jian-zong (42) ve İkinci Pilot Liu Zi-zhong (45) kokpitteydi. Her ikisi de deneyimli sayılırdı, ancak kaderin cilvesi o ki, o gün kokpitteki dinamikler trajedinin başrolünde olacaktı.
Saat 10:52'de uçak pistten teker kesti. Tırmanış gayet normal başladı. Ancak yerden sadece 1200 feet (yaklaşık 370 metre) yükselmişken, kokpitte o korkunç ses duyuldu: Master Warning. Ana uyarı alarmı.
Yanlış Teşhis, Yanlış Müdahale: Kokpitteki Kaos
Olayların zincirleme reaksiyonu tam burada başladı. Uçağın 2 numaralı (sağ taraftaki) motoru "flame-out" olmuştu. Yani motor alev sönmesi yaşamış ve güç üretmeyi durdurmuştu. Modern uçaklar, özellikle de ATR 72 gibi güvenilir turboproplar, tek motorla rahatlıkla uçabilecek, hatta tırmanıp güvenli bir şekilde inebilecek şekilde tasarlanmıştır.
Prosedür bellidir:
- Uçağı kontrol et.
- Hangi motorun arızalı olduğunu tespit et.
- Arızalı motoru devre dışı bırak.
- Diğer (sağlam) motorla en yakın meydana dön.
Ancak kokpitte işler kitapta yazdığı gibi gitmedi. Kaptan Liao, anlık bir refleksle ve belki de eğitim eksikliğinin getirdiği bir panikle, sağlam olan 1 numaralı (sol) motorun gaz kolunu geri çekti.
Lütfen bu anı zihninizde canlandırın. Sağ motorunuz arızalı ve siz, sizi havada tutan tek şeyi, sol motoru kapatıyorsunuz. Uçak, pilotların bu hamlesiyle tamamen sessizliğe ve süzülüşe geçti.
Kayıtlara (CVR - Kokpit Ses Kayıtları) göre Kaptan, "Gaz kolunu geri çektim" dediğinde, aslında çalışan motoru öldürüyordu. İkinci pilotun bu hatayı fark etmesi veya uyarması gerekiyordu ama kokpitteki hiyerarşik yapı veya o anın şoku, bu hayati hatanın düzeltilmesini engelledi. "Cross-check" dediğimiz, pilotların birbirini kontrol etme mekanizması o saniyelerde iflas etmişti.
"Mayday, Mayday, Engine Flameout!"
Uçak hızla irtifa kaybediyordu. Taipei'nin yoğun yerleşim yerlerinin üzerindeydiler. Kaptan hatasını fark ettiğinde ne yazık ki çok geçti. Her iki motoru da yeniden çalıştırmayı denediler. Pervaneler rüzgarın etkisiyle dönüyor ama güç üretmiyordu.
Kuleye o son çağrı yapıldı: "Mayday, Mayday, Engine flameout!" (İmdat, İmdat, Motor durdu!).
İlginç ve trajik bir detay daha var. Kaptan Liao, son saniyelerde uçağın binalara çarpacağını fark etmişti. Keelung Nehri'ni gözüne kestirdi. Eğer binaların üzerine düşselerdi, ölü sayısı yüzleri bulabilirdi. Son saniyelerde, uçağı apartman bloklarının arasından geçirmek için insanüstü bir çaba sarf etti.
Otoyol, Taksi ve Nehir
Uçak "stall" (tutunma kaybı) durumuna girdiğinde sol kanadı aşağı düştü. Otoyolun üzerinden geçerken sol kanat ucu, o sırada yoldan geçen bir taksinin kaputuna ve viyadüğün bariyerlerine çarptı. Taksideki şoför ve yolcu mucizevi bir şekilde hayatta kaldı ama dehşeti iliklerine kadar hissettiler.
Uçak, baş aşağı dönerek Keelung Nehri'nin sığ sularına çakıldı. Çarpmanın etkisiyle gövde parçalandı.
Kurtarma ekipleri olay yerine ulaştığında manzara korkunçtu. Uçağın kuyruk kısmı ve gövdesinin bir bölümü suyun dışındaydı. Bazı yolcular kendi imkanlarıyla, kırık gövdeden dışarı çıkıp kanatların üzerinde bekliyordu. O anlar, televizyonlarda canlı yayınlandı ve tüm dünya nefesini tutarak izledi.
Ne yazık ki, kokpit ekibi ve yolcuların büyük kısmı o kadar şanslı değildi. Kazada 43 kişi hayatını kaybetti. 15 kişi yaralı olarak kurtuldu. Ölenler arasında o son hamleyi yapan pilotlar da vardı. Otopsi raporları, pilotların çarpma anına kadar lövyeyi (kontrol kolunu) bırakmadıklarını, son ana kadar uçağı kurtarmaya çalıştıklarını ortaya koydu. Kaptan'ın bacakları kırılmıştı ama elleri hala kontrollerdeydi.
Kara Kutu Ne Söyledi? İnsan Faktörü
Kaza kırım incelemesi (ASC - Aviation Safety Council) raporu yayınlandığında, havacılık dünyası şok oldu. Teknik bir arıza (sensör hatası) nedeniyle sağ motorun otomatik olarak pervaneyi "feather" (tüyleme - direnci azaltmak için pervane açısını değiştirme) konumuna getirdiği anlaşıldı. Evet, bir arıza vardı. Ancak asıl ölümcül olan, pilotun tepkisiydi.
Rapor, Kaptan Pilot Liao'nun simülatör eğitimlerinde de benzer hatalar yaptığını, tek motor arızası senaryolarında zorlandığını ve prosedürleri uygulamada eksiklikleri olduğunu ortaya çıkardı. TransAsia Airways'in eğitim protokolleri ve güvenlik kültürü ciddi şekilde sorgulandı.
Bu kaza, "Startle Effect" (İrkilme Etkisi) kavramını bir kez daha gündeme getirdi. Pilotlar, beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında bilişsel donma yaşayabilir veya tamamen yanlış bir reflekse (yanlış motoru kapatmak gibi) yönelebilirler. İşte bu yüzden havacılıkta eğitim, sadece uçağı uçurmak değil, kriz anında soğukkanlı kalabilmek üzerine kuruludur.
TransAsia'nın Sonu
Bu kaza, TransAsia Airways için sonun başlangıcı oldu. Sadece 7 ay önce, Temmuz 2014'te başka bir ATR 72 uçakları (Uçuş 222) olumsuz hava koşullarında düşmüş ve 48 kişi ölmüştü. Bir yıldan kısa sürede yaşanan iki büyük ölümlü kaza, havayoluna olan güveni tamamen bitirdi. Şirket, güvenlik prosedürlerini yenilemeye çalışsa da mali kayıplara ve kamuoyu baskısına dayanamadı. Kasım 2016'da TransAsia Airways faaliyetlerini durdurduğunu ve kapandığını açıkladı.
Dersler ve Anılar
Bugün, Taipei'deki nehrin kenarında yürürken o günü hatırlamamak elde değil. TransAsia 235 kazası, bizlere teknolojinin ne kadar ilerlerse ilerlesin, kokpitteki insan faktörünün hala en zayıf ve aynı zamanda en güçlü halka olduğunu hatırlatıyor.
- Eğitimin Önemi: Kriz anında doğru karar vermek, binlerce saatlik tekrarın sonucudur.
- İletişim: Kokpitteki hiyerarşi değil, doğru bilgi akışı hayat kurtarır.
- Kahramanlık ve Hata: Kaptan Liao, yanlış motoru kapatarak kazaya neden oldu, evet. Ama son saniyelerde uçağı binalardan uzak tutarak yerdeki yüzlerce insanı kurtardı. O, hem trajedinin mimarı hem de son andaki kahramanıydı.
Havacılık tarihi kanla yazılmış kurallardan oluşur derler. TransAsia 235'in 43 kurbanı, bu kuralların bir daha ihlal edilmemesi için verilen en ağır bedellerden biriydi. Onları saygıyla anıyor, gökyüzünün herkes için daha güvenli olmasını diliyorum.
Dashcam görüntülerindeki o düşüş anı bir gün hafızalarımızdan silinebilir belki, ama o kazadan çıkarılan dersler, her gün bindiğimiz uçakların kokpitinde, pilotların zihninde yaşamaya devam edecek.
Güvenli uçuşlar dilerim.