Çocukların Öfke Patlamaları: Şiddetin Karanlık Yüzü Ortaya Çıkıyor
İstanbul'dan Ankara'ya, Balıkesir'den Kadıköy'e kadar uzanan bir trajedi... Gençler, akranları tarafından katlediliyor ve bu olaylar her geçen gün artarak devam ediyor. Son olarak Güngören'de yaşanan bir cinayet, çocukların arasında normalleşen şiddetin kaygı verici boyutlarını gözler önüne serdi. Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli, bu durumu “öfke çağı” olarak tanımlıyor ve uzmanlar, arka planda yatan nedenleri sorguluyor.
Şiddet İle Büyüyen Bir Nesil
Son yıllarda, Türkiye'de çocuk ve gençlerin suçlu ve kurban olarak karşı karşıya gelmesi olağan hale geldi. Atlas, Ahmet, Hakan ve Ata Emre gibi ismi duyulan çocuklar, yaşlarının gerektirdiği masumiyetin ötesinde, birer cinayet mağduru oldular. Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli, sosyal medyadan bu duruma dikkat çekerek, "Bugünler iyi günlerimiz. Güzel yüzlü kurbanlarımız olacak" diyerek öngörülerde bulunmuştu. Verimli, bu çağın yalnızca dijital bir çağ değil, aynı zamanda öfke çağ olduğunun altını çiziyor.Öfkenin Kayıp Sebepleri
Sosyal bilimciler, gençler arasında artan şiddetin kökenlerini araştırıyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğmuş, çocukların duygusal gelişimlerinde yaşanan sorunların ve aile içindeki iletişimsizliklerin bu olumsuz durumu beslediğini belirtiyor. Uyuşturucu kullanımı, pandemi sürecinin getirdiği psikolojik zorluklar ve yeni dünya düzeninin etkileri, gençlerin ruh halini ve davranışlarını olumsuz yönde etkiliyor.Görüşlerine başvurduğumuz uzmanlar, gençlerin içerisine düştüğü bu karanlık döngüyü kırmak için toplumun çaba göstermesi gerektiğini vurguluyor. "Her şeyin dışında, öfke her yaştan birey için yaygın bir duygu haline geldi. Gençlerin bu duruma duyarsız kalması, onların ruhsal ve sosyal gelişimini tehlikeye atıyor" diyor Prof. Dr. Erdoğmuş.
Çözüm İçin Atılan Adımlar
Peki, bu durumu nasıl değiştirebiliriz? Uzmanlar, öncelikle aile içindeki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Okullarda uygulanacak psikolojik destek programları ve toplumsal farkındalık projeleri, çocukların bu şiddet döngüsünden kurtulmalarına yardımcı olabilir. Ayrıca, devletin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket ederek çocuklara yönelik koruyucu önlemler alması da kritik bir önem taşıyor.Bu olaylar, sadece birer istatistik değil; her biri birer hayat hikayesinin sona ermesi anlamına geliyor. Çocukların şiddete maruz kalması, geleceğimizin teminatı olan nesillerin kaybolmasına yol açıyor. Bu nedenle, bireylerin ve toplumun bu duruma karşı duyarlı olması, bir zorunluluk haline geliyor. Unutmayalım ki, çocuklar sadece geleceğimiz değil, aynı zamanda bugünün de en değerli varlıklarıdır.
Kaynak: Milliyet