Suriye’de Dönüm Noktası: Terör Koridoru Çöküyor mu?

Suriye’nin iç savaşla parçalanmış topraklarında, yeni bir dönüm noktası yaşanıyor. 2011’den beri süregelen çatışmalarda, PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG'nin kontrolündeki “kantonlar” üzerindeki baskı artıyor. Özellikle Halep çevresinde, 6 Ocak 2024’te başlayan operasyonlar, bu grupların bölgede hakimiyetini önemli ölçüde sarsmış durumda. Suriye Ordusu, yaklaşık 44 saat süren yoğun çatışmalar sonucunda, Fırat’ın doğusundaki alanlardaki etkisini kaybettirdi. Bu durum, Türkiye'nin güvenlik açısından hayati önemdeki “terör koridoru” planının çöküşünü de simgeliyor.

Taktiksel Hamleler ve Duygusal Yansımalar

Suriye Ordusu, Halep’in doğusundaki askeri mevzileri hedef alan SDG/YPG unsurlarına karşı kararlı bir adım attı. 17 Ocak’ta Halep kırsalını terör örgütünden arındırdığı bildirilen Suriye hükümeti, bu zaferle birlikte “tek Suriye” hedefi doğrultusunda önemli bir aşama kaydetti. Operasyonların ardından, SDG'nin Fırat'ın doğusundaki hakimiyeti ciddi biçimde zayıfladı. Uzmanlar, bu gelişmenin Suriye’nin geleceği açısından kritik olduğunu vurguluyor.

“Bölgedeki güç dengesinin değişmesi, hem Suriye içindeki hem de uluslararası düzeyde etkilerini gösterecek” diyen uzmanlar, bu tür operasyonların hem güvenliği sağlama hem de siyasi dengeyi kurma açısından önemli olduğunu belirtiyor. Halep’in kurtarılması, aynı zamanda Esad yönetiminin meşruiyetini de güçlendirmiş durumda.

Savaşın Seyrini Değiştiren Anlaşmalar

10 Mart 2024'te SDG’nin Şam yönetimine entegrasyonuna dair imzalanan mutabakat, savaşın gidişatında bir dönüm noktası olarak görülüyordu. Ancak SDG’nin bu mutabakata uymadığı ortaya çıkınca, çatışmaların yeniden alevlenmesi kaçınılmaz oldu. Suriye Ordusu’nun operasyonları sayesinde, “terör koridoru” projesinin çökmesi, uluslararası arenada Türkiye'nin güvenlik endişelerini de büyük ölçüde azaltıyor.

Bu gelişmelerin Suriye’deki iç savaşın seyrine nasıl etki edeceği ve bölgedeki diğer güç dengeleri üzerindeki yansıması merakla bekleniyor. Uzmanlar, bölgedeki bu güç kaymalarının sadece yerel değil, küresel siyaseti de etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Geçmişte yaşananların ışığında, bu tür askeri harekâtların sonuçları, gelecekte barış sürecinin belirleyicisi olabilir.

Suriye’de yaşanan bu gelişmeler, sadece bölge halkı için değil, dünya siyasetinin dinamikleri açısından da kritik bir öneme sahip. Terör örgütlerinin kontrolünün azalması, huzur ve istikrar için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu süreçte izlenecek stratejiler ve atılacak adımların ne denli etkili olacağı, önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

Kaynak: Milliyet