DOLAR

40,2601$% 0.13

EURO

46,7458% 0.13

STERLİN

53,9601£% 0.23

GRAM ALTIN

4.316,24%0,46

ONS

3.337,10%0,40

BİST100

10.198,76%-0,26

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul AÇIK 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Polonya Havacılık Tarihinin En Karanlık Günü: LOT 5055 Uçuşu ve Kabaty Ormanı Faciası

ad826x90
ad826x90

Havacılık tarihi, insanlığın gökyüzüne olan tutkusunun bedelini ne yazık ki bazen en ağır şekilde ödediği trajik olaylarla doludur. Her uçak kazası, ardında yarım kalmış hikayeler, tarifsiz acılar ve ders alınması gereken teknik gerçekler bırakır. Ancak bazı kazalar vardır ki, sadece bir “kaza” olmanın ötesine geçer; bir ulusun hafızasına kazınan kolektif bir travmaya dönüşür. Bugün, Polonya tarihinin en ölümcül uçak kazası olarak kayıtlara geçen, 9 Mayıs 1987 tarihinde yaşanan LOT Polish Airlines 5055 sefer sayılı uçuşun hikayesini ele alacağız. 183 kişinin hayatını kaybettiği bu facia, sadece teknik bir arızanın değil, aynı zamanda imkansızlıklar içinde verilen kahramanca bir mücadelenin de öyküsüdür.

Güneşli Bir Cumartesi Sabahı ve Tadeusz Kościuszko

9 Mayıs 1987, Varşova için pırıl pırıl, güneşli bir bahar günüydü. Varşova Frederic Chopin Havalimanı’nda (o zamanki adıyla Okęcie Havalimanı), New York JFK Havalimanı’na gitmek üzere hazırlanan SP-LBG kuyruk tescilli İlyuşin Il-62M tipi uçak, yolcularını kabul ediyordu. Uçağa, Polonyalı milli kahraman “Tadeusz Kościuszko”nun adı verilmişti. Sovyet yapımı bu devasa kuş, dönemin Doğu Bloğu ülkelerinde uzun menzilli uçuşların bel kemiğini oluşturuyordu.

Uçakta 172 yolcu ve 11 mürettebat bulunuyordu. Yolcular arasında ailesini ziyaret etmeye gidenler, iş seyahatine çıkanlar ve yeni bir hayat umuduyla Amerika’ya göç edenler vardı. Uçağın kaptan pilotu Zygmunt Pawlaczyk, 59 yaşında, binlerce saatlik uçuş tecrübesine sahip, oldukça saygın ve deneyimli bir pilottu. Mürettebatın geri kalanı da alanlarında uzman kişilerden oluşuyordu. Her şey rutin bir transatlantik uçuşu gibi başlamıştı. Kimse, bu güneşli sabahın Polonya tarihinin en karanlık günlerinden birine dönüşeceğini tahmin edemezdi.

Kalkış ve İlk Uyarı İşaretleri

Uçak, yerel saatle 10:18’de 33 numaralı pistten havalandı. Kalkış sorunsuz gerçekleşti. Kule, uçağa Grudziądz rotasını izleyerek tırmanma talimatı verdi. Ancak uçuşun henüz başlarında, hava trafik kontrolörleri uçağın planlanan rotadan biraz saptığını fark etti ve düzeltme talimatı verdi. Bu, o an için önemsiz bir detay gibi görünse de, kader ağlarını yavaş yavaş örüyordu.

Uçak Varşova’nın kuzeybatısındaki Lipniki köyü üzerindeyken ve yaklaşık 8.200 metre (27.000 feet) irtifaya tırmanırken, korkunç bir patlama sesi duyuldu. Bu ses, felaketin başlangıcıydı. Uçağın kuyruk bölümünde bulunan dört motordan sol iç taraftaki 2 numaralı motor infilak etmişti. Sovyet mühendisliğinin gururu olan bu motorun içindeki düşük basınç türbin şaftı, metal yorgunluğu nedeniyle kırılmış ve türbin diski muazzam bir hızla dönerek parçalanmıştı.

LOT 5055

Motor Arızasından Çok Daha Fazlası

Bir uçak motorunun havada durması veya arızalanması, modern havacılıkta yönetilebilir bir krizdir. Pilotlar tek motorla bile uçağı güvenle indirebilecek eğitimleri alırlar. Ancak LOT 5055’te yaşanan durum, basit bir motor arızası değildi. Parçalanan türbin diskinden kopan şarapnel parçaları, birer mermi gibi uçağın gövdesine saplandı.

Bu şarapnellerden biri, gövdeyi delip geçerek hemen yan taraftaki 1 numaralı motoru da devre dışı bıraktı. Daha da kötüsü, kopan parçalar uçağın irtifa dümenini (elevator) kontrol eden sistemleri kesti. Bu, pilotların uçağın burnunu aşağı veya yukarı hareket ettirme yeteneğini kaybetmesi anlamına geliyordu. Aynı anda, parçalar elektrik kablolarını kopardı ve arka kargo bölümünde yangın başlattı. Kabin basıncı hızla düştü, oksijen maskeleri açıldı ve uçakta tam bir kaos hakim oldu.

Kahramanca Bir Mücadele Başlıyor

Kaptan Pawlaczyk ve ekibi, saniyeler içinde cehenneme dönen kokpitte, hayatta kalmak için insanüstü bir mücadeleye girişti. Uçak, 4 motorunun ikisini kaybetmişti, kuyruk kumandaları çalışmıyordu, kabin basıncı düşmüştü ve en önemlisi uçakta yangın vardı. Kokpitteki “yangın” ikaz ışıkları yanıyor, ancak pilotlar yangının boyutunu tam olarak göremiyorlardı.

Mürettebatın önünde zorlu bir karar vardı. En yakın havalimanı olan Gdańsk’a mı gitmeliydiler, yoksa geri dönüp Varşova’ya mı inmeye çalışmalıydılar? Kaptan Pawlaczyk, uçağın ağırlığı (yakıt depoları doluydu) ve Gdańsk’taki pistin bu ağırlıktaki ve acil durumdaki bir uçağı karşılamak için yeterli olmaması riski nedeniyle Varşova’ya dönmeye karar verdi. Ayrıca, Varşova’da acil durum ekipleri ve hastane olanakları çok daha iyiydi.

Uçak, sadece kanatçıklar (aileron) ve kalan motorların itiş gücü kullanılarak yönlendirilmeye çalışılıyordu. İrtifa dümeni çalışmadığı için uçağın burnunu kontrol etmek neredeyse imkansızdı. Pilotlar, motor gücünü artırıp azaltarak uçağın yunuslama yapmasını sağlamaya ve bu şekilde irtifayı yönetmeye çalıştılar. Bu, havacılık tarihinde eşine az rastlanır bir pilotluk becerisi gerektiriyordu.

Zamanla Yarış ve Yayılan Alevler

Varşova’ya dönüş yolculuğu yaklaşık 30 dakika sürdü. Bu süre, hem yolcular hem de mürettebat için bitmek bilmeyen bir kabustu. Arka kargo bölümündeki yangın hızla yayılıyordu. Yangının yarattığı duman kabine sızmaya başlamış, yolcular dehşet içinde sonlarının yaklaştığını hissetmişti. Kabin ekibi, tüm profesyonellikleriyle yolcuları sakinleştirmeye ve emniyet pozisyonu aldırmaya çalışıyordu. Ancak yangın o kadar şiddetliydi ki, uçağın kuyruk kısmındaki elektrik sistemlerini tamamen eritiyordu.

Kokpit kayıtları, mürettebatın son ana kadar pes etmediğini gösteriyor. Kaptan ve yardımcı pilot, sürekli olarak kuleyle iletişim halindeydi. Bir ara askeri Modlin Havalimanı’na inmeyi düşündüler, ancak oradaki teknik yetersizlikler ve yangının yarattığı aciliyet nedeniyle, en iyi bildikleri ve en donanımlı yer olan Okęcie’ye (Varşova) devam etme kararı aldılar.

Kabaty Ormanı ve Son Sözler

Uçak Varşova’nın güney banliyölerine yaklaştığında, durum artık geri dönülemez bir noktaya gelmişti. Yangın, uçağın kontrol yüzeylerini tutan son bağlantıları da yok etmişti. Uçak, havalimanına sadece 6 kilometre kala, kontrolsüz bir şekilde dalışa geçti. Pilotlar, uçağın yerleşim yerlerinin üzerine düşmemesi için son bir çabayla rotayı ormanlık alana çevirmeye çalıştılar. Bu, onların son kahramanlığıydı. Eğer uçak, yoğun nüfuslu Ursynów bölgesine düşseydi, ölü sayısı binlerle ifade edilebilirdi.

Uçak, saat 11:12’de, Varşova’nın güneyindeki Kabaty Ormanı’na (Las Kabacki) büyük bir hızla çarptı. Çarpmanın etkisiyle ağaçlar kökünden söküldü, uçak parçalandı ve büyük bir patlama meydana geldi. Kokpit Ses Kayıt Cihazı (CVR), o son saniyeleri tüm çıplaklığıyla kaydetmişti. Çarpmadan hemen önce Kaptan Pawlaczyk’in kuleye söylediği son sözler, tarihe kazındı ve bugün bile dinleyenlerin kanını dondurmaya yetiyor:

ad826x90

“Dobranoc! Do widzenia! Cześć! Giniemy!” (İyi geceler! Hoşça kalın! Bay bay! Ölüyoruz!)

Bu sözler, bir vedanın, bir kabullenişin ve çaresizliğin en saf haliydi. 183 kişinin tamamı olay yerinde hayatını kaybetti.

Soruşturma ve Ortaya Çıkan Gerçekler

Kazanın hemen ardından başlatılan soruşturma, dönemin siyasi atmosferi nedeniyle oldukça gergin geçti. Polonya o dönemde hala Sovyet etkisi altındaydı ve uçağın üreticisi Sovyetler Birliği idi. Sovyet yetkililer, kazanın pilot hatası veya bakım eksikliği nedeniyle olduğunu iddia ederek suçu Polonyalılara atmaya çalıştılar. Ancak Polonyalı kaza kırım uzmanları, enkazdan elde ettikleri delillerle gerçeği ortaya çıkardılar.

Sorun, 2 numaralı motorun şaftındaki bir rulmandaydı. Üretim hatası nedeniyle bu rulmanda olması gereken bilye sayısı eksikti (veya hatalı monte edilmişti). Bu durum, zamanla aşınmaya ve metal yorgunluğuna yol açmış, şaftın kırılmasına neden olmuştu. Bu, tasarım ve üretim kaynaklı bir hataydı. Polonyalıların ısrarlı ve kanıta dayalı raporları sonucunda, Sovyetler Birliği hatayı kabul etmek zorunda kaldı. Bu kaza, 1980 yılında yine bir Il-62 olan ve Polonyalı ünlü şarkıcı Anna Jantar’ın da öldüğü LOT 007 (Kopernik) kazasıyla büyük benzerlikler taşıyordu. Her iki kazada da motor şaftı kırılmış ve kontrol sistemlerini parçalamıştı.

LOT 5055’in Mirası

LOT 5055 kazası, İlyuşin Il-62 uçaklarının güvenilirliğinin sorgulanmasına ve dünya genelinde ciddi modifikasyonlara gidilmesine neden oldu. Polonya Havayolları, Sovyet yapımı uçakları filosu’ndan çıkararak Batı yapımı Boeing uçaklarına geçiş sürecini hızlandırdı.

Bugün Kabaty Ormanı’nda, uçağın düştüğü yerde sessiz ve hüzünlü bir anıt bulunmaktadır. Ağaçların arasındaki bu açıklık, 183 canın anısına saygı duruşunda bulunan ziyaretçileri ağırlar. Kazada hayatını kaybedenler Varşova’daki Powązki Askeri Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Kaptan Zygmunt Pawlaczyk ve ekibi, imkansız bir durumla karşı karşıya kalmalarına rağmen son saniyeye kadar görevlerini bırakmamış, uçağı yerleşim yerlerinden uzak tutarak daha büyük bir felaketi önlemişlerdir. Onların bu fedakarlığı, havacılık eğitimlerinde “Kriz Yönetimi” derslerine konu olmuştur.

LOT 5055, sadece metal yığınlarının ve teknik raporların hikayesi değildir. O, bir Mayıs sabahı sevdiklerine veda eden insanların, görev bilinciyle ölümü karşılayan pilotların ve bir ulusun yasının hikayesidir. Bu trajediyi hatırlamak, havacılık güvenliğinin hangi bedellerle bugünkü seviyesine geldiğini anlamak açısından hepimiz için bir borçtur.

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

7 Aralık 2016: Havelian Semalarında Sönen Umutlar ve PK661 Sefer Sayılı Uçuşun Hazin Öyküsü

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.