DOLAR

40,2601$% 0.13

EURO

46,7458% 0.13

STERLİN

53,9601£% 0.23

GRAM ALTIN

4.316,24%0,46

ONS

3.337,10%0,40

BİST100

10.198,76%-0,26

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul AÇIK 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Blogger

Blogger

06 Şubat 2026 Cuma

DİĞER YAZARLARIMIZ

Nostalji Moderniteye Karşı: Windows XP’den Windows 11’e Uzanan Büyük Performans Düellosu

Nostalji Moderniteye Karşı: Windows XP’den Windows 11’e Uzanan Büyük Performans Düellosu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknoloji dünyasında her zaman tartışılan ve asla eskimeyen bir konu vardır: “Yeni olan her zaman daha mı iyidir?” Yazılım devleri, her yıl piyasaya sürdükleri güncellemeler ve yeni sürümlerle hayatımızı kolaylaştırdıklarını iddia ederler. Daha güvenli, daha şık ve daha yetenekli işletim sistemleri vaat edilir. Ancak madalyonun diğer yüzünde, donanım gereksinimlerinin artması ve sistemlerin giderek hantallaşması gerçeği yatar. İşte tam bu noktada, teknoloji meraklılarının aklındaki o kadim soruyu cevaplamak üzere ilginç bir deney gerçekleştirildi.

Popüler video paylaşım platformu YouTube üzerinde içerik üreten TrigrZolt adlı kanal, teknoloji tarihine geçecek nitelikte bir karşılaştırma testine imza attı. Microsoft’un efsanevi işletim sistemi Windows XP’den başlayarak günümüzün en son sürümü Windows 11’e kadar uzanan bu serüven, aynı donanım üzerinde test edildi. Sonuçlar ise, modern yazılımların ne kadar talepkar hale geldiğini ve eski dostların neden hala sevgiyle hatırlandığını kanıtlar nitelikteydi. Özellikle Microsoft’un son gözbebeği Windows 11 için ortaya çıkan tablo, pek iç açıcı görünmüyor.

Deneyin Mutfağı: Eşit Şartlarda Bir Yarış

Bir performans testinin adil olabilmesi için en temel kural, değişkenlerin minimize edilmesidir. TrigrZolt da bu prensipten yola çıkarak, test edilecek tüm işletim sistemleri için tamamen aynı donanım altyapısını kullandı. Deneyde, bir dönemin efsane ofis bilgisayarı olan Lenovo ThinkPad X220 modeli tercih edildi. Bu dizüstü bilgisayarlar, Intel Core i5-2520M işlemci gücünden besleniyor ve sistemlerinde 8 GB RAM barındırıyordu. Depolama birimi olarak ise günümüzün standartlaşmış SSD teknolojisi yerine, dönemin ruhunu yansıtan mekanik sabit diskler (HDD) kullanıldı. Toplamda altı farklı cihaz üzerinde, Windows XP, Windows 7, Windows 8.1, Windows 10 ve ailenin en yeni üyesi Windows 11 kurulu şekilde yarışa başladı.

Burada dikkat çekilmesi gereken çok kritik bir nokta var. Kullanılan Lenovo ThinkPad X220 modeli, donanım özellikleri bakımından resmi olarak Windows 11’i destekleyen bir cihaz değil. Microsoft’un yeni işletim sistemi için şart koştuğu TPM 2.0 ve yeni nesil işlemci zorunluluğu bu cihazda karşılanmıyor. Ancak içerik üreticisi, çeşitli yöntemlerle bu engeli aşarak sistemi kurmayı başardı. Bu durum, testin “resmi” bir nitelik taşımadığını gösterse de, milyonlarca kullanıcının eski bilgisayarlarında yaşadığı veya yaşayacağı deneyimi simüle etmesi açısından büyük önem taşıyor. Çünkü herkesin her yeni işletim sistemi çıktığında bilgisayarını yenileme şansı bulunmuyor.

Windows

Açılış Hızları ve İlk İzlenimler

Bilgisayar kullanıcılarının performans algısını belirleyen en temel faktörlerden biri, güç tuşuna basıldıktan sonra masaüstünün ne kadar sürede hazır hale geldiğidir. Yapılan testlerde, işletim sistemlerinin açılış süreleri kronometre ile ölçüldü. Beklenildiği üzere, daha basit bir mimariye sahip olan ve arka planda daha az servis çalıştıran eski işletim sistemleri, bu turu açık ara önde tamamladı. Windows XP ve Windows 7, mekanik diske rağmen şaşırtıcı derecede hızlı bir önyükleme performansı sergiledi.

Öte yandan, modern işletim sistemleri sahneye çıktığında işler değişmeye başladı. Özellikle Windows 11, açılış süresi konusunda rakiplerinin oldukça gerisinde kaldı. Sistemin yüklenmesi, masaüstü ikonlarının belirmesi ve bilgisayarın komut almaya hazır hale gelmesi, eski sürümlere kıyasla sabır zorlayıcı bir süre aldı. Bu durumun temel sebebi olarak, yeni nesil işletim sistemlerinin güvenlik taramaları, bulut senkronizasyon servisleri ve görsel efektleri yüklemek için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyması gösterilebilir. Ancak kullanıcı deneyimi açısından bakıldığında, “yeni ve hızlı” olması beklenen bir sistemin, yirmi yıl önceki atasına geçilmesi ironik bir tablo oluşturuyor.

Sistem Kaynaklarının Tüketimi ve RAM Savaşı

Bir işletim sisteminin “hafif” olarak nitelendirilebilmesi için, bilgisayar boşta dururken (idle) tükettiği sistem kaynaklarının minimum seviyede olması gerekir. Testin en çarpıcı sonuçlarından biri de RAM kullanımı ve arka plan işlemlerinde ortaya çıktı. Windows XP, günümüz standartlarına göre komik denilebilecek kadar düşük bir RAM miktarıyla, sadece birkaç yüz megabayt ile sorunsuz çalışırken, Windows 11’in tek başına gigabaytlarca belleği işgal ettiği gözlemlendi.

Bilgisayar hiçbir işlem yapmıyorken bile Windows 11’in işlemci ve bellek üzerinde kurduğu baskı, sistemin hantallaşmasına neden oluyor. Bu durum, özellikle 8 GB gibi günümüzde sınır kabul edilen RAM miktarına sahip kullanıcılar için, uygulamalara ayrılacak alanın daralması anlamına geliyor. Test edilen ThinkPad modelinde SSD yerine HDD kullanılması da bu darboğazı daha belirgin hale getirdi. Windows 10 ve özellikle Windows 11, veri okuma/yazma işlemleri için SSD teknolojisine göre optimize edildiğinden, mekanik disk üzerinde adeta can çekişti. Bu da klasörler arası geçişlerde, başlat menüsünün açılmasında ve temel işlemlerde ciddi takılmalara yol açtı.

Depolama Alanı ve “Bloatware” Sorunu

İşletim sistemlerinin yıllar içindeki evrimini en iyi gösteren verilerden biri de diskte kapladıkları alandır. Test sonuçları, Windows XP’nin temiz kurulum sonrası diskte kapladığı alanın ne kadar mütevazı olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ancak Windows 11’e gelindiğinde, işletim sisteminin tek başına devasa bir alanı işgal ettiği görüldü. Bu durumun arkasında yatan nedenler sadece sistem dosyalarının büyüklüğü değil, aynı zamanda Microsoft’un kullanıcılara dayattığı ön yüklü uygulamalar (bloatware) ve sürücü kütüphaneleridir.

Kullanıcının belki de hiç kullanmayacağı haber uygulamaları, sosyal medya entegrasyonları ve çeşitli deneme sürümü yazılımlar, Windows 11 ile birlikte geliyor ve sistemin şişmesine neden oluyor. Eski sürümlerdeki “sadece ihtiyacın olanı yükle” mantığının yerini, “her şeye hazırlıklı ol” mantığı almış durumda. Bu da özellikle kısıtlı depolama alanına sahip dizüstü bilgisayar kullanıcıları için Windows 11’i verimsiz bir tercih haline getiriyor.

Sentetik Testler ve Gerçek Dünya Performansı

TrigrZolt, sadece gözleme dayalı değil, aynı zamanda CPU-Z ve CrystalDiskMark gibi popüler test yazılımlarını kullanarak da ölçümler yaptı. Bu sentetik testler, işlemcinin ve diskin ham performansını puanlayarak karşılaştırma imkanı sunar. Sonuçlar şaşırtıcı değildi; Windows 11, bu testlerde de listenin son sıralarına demir attı. İşlemcinin verimliliği, arka planda çalışan modern servislerin yükü altında ezildi. Dosya kopyalama hızları, diskin okuma/yazma tepkileri, eski işletim sistemlerinde çok daha seri bir şekilde gerçekleşti.

Tabii ki burada adil olmak adına bir parantez açmak gerekir. Modern işlemciler ve NVMe SSD teknolojileri kullanılsaydı, Windows 11’in performansı şüphesiz çok daha farklı olurdu. Yeni işletim sistemi, yeni donanımların yeteneklerini (örneğin işlemci çekirdeklerinin verimli kullanımı gibi) kullanmak üzere tasarlanmıştır. Ancak testin ana fikri, donanım sabit kaldığında yazılımın getirdiği yükü ölçmek olduğu için, Windows 11’in eski donanımlarla dost olmadığı tezi doğrulanmış oldu.

Batarya Ömrü Üzerindeki Etkiler

Dizüstü bilgisayar kullanıcıları için belki de en kritik metrik pil ömrüdür. Daha fazla işlemci gücü gerektiren, sürekli internetle iletişim halinde olan ve görsel efektlerle süslenmiş bir işletim sistemi, doğal olarak daha fazla enerji tüketir. Yapılan testlerde, Windows 7 gibi dengeli işletim sistemlerinin batarya kullanımı konusunda oldukça verimli olduğu, buna karşın Windows 11’in enerji tüketiminde daha savurgan olduğu gözlemlendi. Arka planda sürekli çalışan telemetri verileri, widget güncellemeleri ve indeksleme servisleri, işlemciyi sürekli uyanık tutarak pilin daha hızlı tükenmesine yol açtı.

Bilimsel Olmayan Ama Gerçekçi Bir Bakış

Yazının başında da belirtildiği ve testin sahibi tarafından da vurgulandığı üzere, bu çalışma akademik veya bilimsel bir geçerlilik iddiası taşımıyor. Laboratuvar ortamında, izole edilmiş değişkenlerle yapılan bir mühendislik testi değil. Ancak, son kullanıcı için laboratuvar verilerinden çok, evindeki bilgisayarın nasıl tepki verdiği önemlidir. Bu açıdan bakıldığında, testin “sokaktaki vatandaşın” deneyimini yansıttığını söylemek yanlış olmaz.

Microsoft’un Windows 11’i piyasaya sürerken getirdiği katı donanım kuralları ve kullanıcıları yeni bilgisayar almaya zorlayan politikaları, uzun süredir eleştiri oklarının hedefindeydi. TrigrZolt’un bu çalışması, aslında Microsoft’un “Bu donanımlar Windows 11 için yetersiz” tezini bir bakıma doğrularken, diğer yandan da kullanıcıların “Neden çalışan sistemimizi bozup hantal bir yapıya geçelim?” isyanını haklı çıkarıyor. Windows 10, şu an için performans ve güncellik arasındaki en iyi dengeyi sunan sürüm gibi görünürken, Windows 11’in hala optimize edilmesi gereken uzun bir yolu olduğu aşikar.

Değerlendirme

Teknoloji dünyasında yenilik kaçınılmazdır ve genellikle faydalıdır. Güvenlik yamaları, yeni yazılım teknolojilerine destek ve modern arayüzler hayatımızı zenginleştirir. Ancak Windows XP’den Windows 11’e uzanan bu yolculukta gördüğümüz şey, yazılımın donanım üzerindeki hakimiyetinin bazen kullanıcı aleyhine işleyebildiğidir. Windows 11, güçlü ve modern bir bilgisayarda harika işler çıkarabilir; ancak Lenovo ThinkPad X220 gibi emektar ama hala iş gören cihazlarda tam bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.

Bu test, tüketicilere şu mesajı veriyor: Eğer bilgisayarınızın donanımı son model değilse, üreticilerin “hemen yükseltin” ısrarlarına temkinli yaklaşmakta fayda var. Bazen eski ve stabil olan, yeni ve ışıltılı olandan çok daha verimli olabilir. Windows 11’in, selefleri gibi efsanevi bir statüye ulaşıp ulaşamayacağını zaman gösterecek, ancak şu an için eski toprakların gönüllerdeki yeri sarsılacak gibi durmuyor. Performans kaybı yaşamadan modern kalmak isteyenler için Windows 10 hala en güvenli liman olma özelliğini koruyor.