40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
53,9601£% 0.23
4.316,24%0,46
3.337,10%0,40
10.198,76%-0,26
02:00
Havacılık tarihi, teknolojinin sınırlarını zorlayan başarı öyküleri kadar, insan hatası ve sistem açıklarının birleşimiyle meydana gelen trajedilerle de doludur. Modern havacılıkta “göklerde iki uçağın çarpışması” ihtimali, gelişmiş radarlar ve uyarı sistemleri sayesinde neredeyse imkansız olarak görülür. Ancak 29 Eylül 2006 tarihinde, Brezilya’nın uçsuz bucaksız Amazon ormanlarının üzerinde, bu “imkansız” senaryo gerçeğe dönüştü. Gol Transportes Aéreos’a ait 1907 sefer sayılı yolcu uçağı ile Amerikan şirketi ExcelAire’e ait bir iş jeti, 37.000 feet yükseklikte, bulutların arasında çarpıştı.
Bu olay, 154 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan ve Brezilya havacılık tarihini kökten değiştiren bir felaket olarak kayıtlara geçti. Bu yazıda, o gün gökyüzünde neler yaşandığını, kazanın teknik ve beşeri sebeplerini ve sonrasında yaşanan hukuk mücadelesini derinlemesine inceleyeceğiz.
Her şey, rutin bir uçuş planı gibi başlamıştı. Manaus’tan havalanan Gol Transportes Aéreos’a ait Boeing 737-800 tipi yolcu uçağı, başkent Brasília’ya gitmek üzere yola çıkmıştı. Uçakta 148 yolcu ve 6 mürettebat bulunuyordu. Yolcuların çoğu tatilden dönen aileler, iş insanları ve eve dönen çalışanlardan oluşuyordu. Kaptan pilot Decio Chaves Jr. ve yardımcı pilot Thiago Jordão Cruso tarafından yönetilen uçak, sadece 18 gün önce fabrikadan çıkmış, gıcır gıcır bir makineydi.
Aynı saatlerde, São Paulo’daki fabrikadan yeni teslim alınmış bir Embraer Legacy 600 tipi iş jeti (tescil işareti N600XL), Amerika Birleşik Devletleri’ne götürülmek üzere havalanmıştı. Uçağın sahibi New York merkezli ExcelAire şirketiydi. Kokpitte Amerikalı pilotlar Joseph Lepore ve Jan Paladino oturuyordu. Uçakta ayrıca Embraer yetkilileri ve New York Times muhabiri Joe Sharkey de dahil olmak üzere toplam 7 kişi vardı. Bu, Legacy 600’ün teslimat uçuşuydu ve nihai hedefi ABD idi, ancak yakıt ikmali için Manaus’a uğraması gerekiyordu.
İki uçak, birbirine doğru, ses hızına yakın süratlerle, aynı irtifada, yani 37.000 feet’te (FL370) ilerliyordu.
Saatler 16:56:54’ü gösterdiğinde, Mato Grosso eyaletinin kuzeyindeki sık ormanlık alanın üzerinde, modern havacılığın en büyük kabusu gerçekleşti. İki uçak, tek bir bulutun bile olmadığı açık bir havada, kanat kanada çarpıştı. Ancak bu, kafa kafaya bir çarpışma değildi. Legacy iş jetinin sol kanadındaki kıvrık uç (winglet), Boeing 737’nin sol kanadını adeta bir bıçak gibi kesti.
Çarpışmanın etkisiyle Legacy sarsıldı, ancak yapısal bütünlüğünü korumayı başardı. Pilotlar neye çarptıklarını anlamamışlardı. Sadece büyük bir gürültü duymuşlar ve otomatik pilotun devre dışı kaldığını görmüşlerdi. Kanat uçları hasar görmüş olsa da, uçak uçabiliyordu. Yakındaki bir askeri üs olan Cachimbo Hava Üssü’ne acil iniş yapmayı başardılar. İçindeki 7 kişi, burunları bile kanamadan kurtulmuştu.
Ancak Gol 1907 için durum bu kadar şanslı değildi. Çarpışma anında Boeing 737’nin sol kanadının yaklaşık üçte biri koptu. Aerodinamik dengesini tamamen kaybeden dev yolcu uçağı, kontrol edilemez bir burgu hareketine (spin) girdi. Uçak, 37.000 feet’ten yere doğru hızla düşerken maruz kalınan G kuvveti o kadar yüksekti ki, uçağın gövdesi daha yere çarpmadan havada parçalanmaya başladı. Amazon ormanlarının derinliklerine çakılan uçaktan ne yazık ki kurtulan olmadı. 154 can, dakikalar içinde yitip gitmişti.
Legacy’nin güvenli inişinin ardından Brezilya Hava Kuvvetleri (FAB) derhal arama kurtarma çalışmalarını başlattı. Ancak Amazon ormanları, dünyada arama yapılması en zor coğrafyalardan biridir. Sık bitki örtüsü ve dev ağaçlar, uydu görüntülerinde bile enkazı saklayabiliyordu. Kazadan bir gün sonra, ormanın içinde devasa bir yarık ve enkaz parçaları tespit edildi. Kayapo yerlilerinin yaşadığı bölgeye düşen uçak, geniş bir alana yayılmıştı. Kurtarma ekipleri bölgeye indiklerinde, herhangi bir yaşam belirtisi olmadığını rapor ettiler. Brezilya yasa boğuldu.
Kaza sonrası CENIPA (Brezilya Havacılık Kazalarını Araştırma ve Önleme Merkezi) ve NTSB (ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu) ortaklaşa bir soruşturma başlattı. Herkesin aklında aynı soru vardı: “İki modern uçak, TCAS (Trafik Çarpışma Önleme Sistemi) gibi gelişmiş teknolojilere rağmen açık havada nasıl çarpışabilirdi?”
Soruşturma derinleştikçe, olayın tek bir hatadan değil, “İsviçre Peyniri Modeli”nde olduğu gibi, üst üste gelen bir dizi ihmal ve hatadan kaynaklandığı ortaya çıktı.

Kazanın en kritik teknik detayı, Legacy uçağının transponder’ı ile ilgiliydi. Transponder, uçağın konumunu ve irtifasını yerdeki radarlara ve diğer uçaklara bildiren cihazdır. Ayrıca TCAS sisteminin çalışması için de hayati öneme sahiptir. TCAS, iki uçak çarpışma rotasına girdiğinde pilotlara “Yüksel” veya “Alçal” komutu vererek çarpışmayı önler.
Kara kutu kayıtları incelendiğinde, Legacy uçağının transponder’ının çarpışmadan yaklaşık bir saat önce devre dışı kaldığı veya “Standby” (Bekleme) moduna alındığı anlaşıldı. Bu, Legacy’yi hem yerdeki bazı radarlarda görünmez kılmış hem de Gol 1907’nin TCAS sistemine karşı “hayalet uçak” haline getirmişti. Gol pilotları, üzerlerine gelen uçağı sistemlerinde göremedikleri için kaçınma manevrası yapamamışlardı. Legacy pilotlarının transponder’ı yanlışlıkla mı kapattıkları yoksa sistemsel bir arıza mı olduğu uzun süre tartışıldı. Ancak sonuç olarak, sistem kapalıydı ve bu, kazanın birincil teknik nedeniydi.
Sadece transponderın kapalı olması, iki uçağın aynı irtifada olmasını açıklamıyordu. Burada devreye insan faktörü ve iletişim kopukluğu girdi. Legacy’nin uçuş planına göre, Brasília üzerindeyken irtifasını 37.000 feet’ten 36.000 feet’e düşürmesi gerekiyordu. Ancak hava trafik kontrolörleri, uçağa bu alçalma talimatını vermediler.
Vardiya değişimleri sırasındaki iletişim eksikliği, kontrolörlerin ekranındaki bilgileri yanlış yorumlaması ve uçağın irtifası konusundaki kafa karışıklığı felaketi hazırladı. Kontrolörler, Legacy’nin irtifa değiştirdiğini varsayarken, uçak aslında 37.000 feet’te dümdüz uçmaya devam ediyordu. Aynı rotada karşıdan gelen Gol 1907 de kendisine tahsis edilen 37.000 feet’teydi. Kontrol kulesi, iki uçağı aynı “koridorda” ve aynı yükseklikte unutmuştu.
Amazon bölgesi, telsiz frekanslarının bazen zayıfladığı “kör noktalar” içerebilir. Legacy pilotları, Brasília kontrol merkeziyle iletişim kurmaya çalışmış ancak başarılı olamamışlardı. Transponder kapalı olduğu için yer kontrolörleri de uçağın kesin irtifasını ve konumunu teyit edememişti. Bu iletişim sessizliği, hatanın düzeltilmesi için son şansın da kaçırılmasına neden oldu.
Kaza sonrası Brezilya’da büyük bir infial yaşandı. Olay, ülkede “Apagão Aéreo” (Hava Trafik Krizi) olarak bilinen bir dönemi tetikledi. Hava trafik kontrolörleri, aşırı iş yükü, yetersiz ekipman ve kötü çalışma koşullarını protesto etmek için iş yavaşlatma eylemlerine başladılar. Brezilya havalimanlarında aylarca süren rötarlar ve kaos yaşandı.
Hukuki süreç ise tam bir diplomatik krize dönüştü. Brezilya yargısı, Amerikalı pilotlar Lepore ve Paladino’yu suçlu buldu. Pilotlar, transponder’ı kontrol etmemek ve prosedürleri izlememekle suçlandılar. Pilotlar ise asıl suçlunun hatalı talimatlar veren ve onları uyarmayan Brezilya hava trafik kontrol sistemi olduğunu savundular. Yıllar süren davalar sonucunda pilotlar gıyaplarında hapis cezasına çarptırıldı ancak bu cezalar daha sonra kamu hizmetine çevrildi ve ABD’de oldukları için fiilen hapis yatmadılar. Görevli hava trafik kontrolörleri de çeşitli cezalar aldı.
Gol 1907 kazası, havacılık güvenliği açısından acı ama öğretici bir ders oldu. Bu kazadan sonra kokpit içi uyarı sistemlerinin ergonomisi yeniden gözden geçirildi. Transponder’ın kapalı olduğunu gösteren uyarıların pilotlar tarafından daha net fark edilmesi için düzenlemeler yapıldı. Ayrıca, hava trafik kontrolörlerinin eğitimi ve çalışma saatleri konusunda Brezilya’da ciddi reformlar gerçekleştirildi.
Bugün uçtuğumuz uçaklarda, bu ve benzeri kazalardan çıkarılan dersler sayesinde daha güvenli seyahat ediyoruz. Ancak Amazon ormanlarında hayatını kaybeden 154 kişinin hikayesi, teknolojinin ne kadar ilerlerse ilerlesin, “dikkat” ve “iletişim” faktörlerinin havacılığın en temel yapı taşları olduğunu bize hatırlatmaya devam ediyor.
ExcelAire ve Gol kazası, sadece bir metal yığınının çarpışması değil; sistemlerin, kültürlerin ve prosedürlerin çarpışmasıydı. Geride kalan aileler için adalet arayışı hiç bitmedi. Havacılık tutkunları içinse bu olay, gökyüzünün kurallarının kanla yazıldığının en somut ve en üzücü kanıtlarından biri olarak tarihteki yerini aldı.
Havacılık Tarihini Değiştiren Trajedi: Aeroméxico 498 ve Cerritos Felaketi
1
TightTonic™: Türkiye’den Doğan ve E-Ticarette Yükselen Bir Başarı Hikayesi
1468 kez okundu
2
Gökyüzünde Talihsiz Bir Hikâye: Aeroflot Flight 593 Kazası ve Arkasındaki Gerçekler
1338 kez okundu
3
Helios Airways Flight 522 Kazası: Kabin Basıncı Arızasının Trajik Sonu
1309 kez okundu
4
Lansa Flight 508 Kazası ve Juliane Koepcke’nin İnanılmaz Hikayesi
1291 kez okundu
5
Gol Transportes Aéreos Flight 1907: Brezilya Hava Sahasında Yaşanan Korkunç Çarpışma
1281 kez okundu