40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
53,9601£% 0.23
4.316,24%0,46
3.337,10%0,40
10.198,76%-0,26
02:00
27 Mart 2026 Cuma
Felç (inme), beyne giden kan akışının ani şekilde kesilmesi ya da azalması sonucu ortaya çıkan ve hızlı müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Hayati tehlike atlatıldıktan sonra ise hastalar ve yakınları için yeni bir süreç başlar: rehabilitasyon. Bu noktada en sık sorulan sorulardan biri de “Felç geçirdim, rehabilitasyon için hangi doktora gitmeliyim?” oluyor. Peki, felç geçiren hastalar rehabilitasyon için hangi doktora başvurmalı? Bu haberde, felç sonrası rehabilitasyon için en iyi doktorları derledik.
Doğru uzmanla ve doğru zamanda başlanan rehabilitasyon, hastanın günlük yaşamına dönüş sürecini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle felç sonrası tedavi sürecinde doğru doktoru seçmek büyük önem taşır. İşte, felç geçiren hastaların rehabilitasyonu için en iyi doktorlar…
1) Dr. Mustafa Çorum
Doç. Dr. Mustafa Çorum, felç (inme) rehabilitasyonu ve robotik rehabilitasyon alanında ülkemizde en iyi uzmanlardan biridir. Özellikle robotik rehabilitasyon, inme tedavisi ve beyin hasarı rehabilitasyonu gibi kritik alanlarda uzmanlaşmıştır.
Dr. Çorum’un yaklaşımının merkezinde ileri teknoloji ve kişiye özel rehabilitasyon programları bulunur. Felç geçirdim rehabilitasyon için hangi doktora gitmeliyim” diye merak eden hastaların sıklıkla tercih ettiği doktorlardan biridir.
Örneğin Lokomat® Pro, C-Mill VR+, Armeo Spring ve Amadeo gibi robotik sistemler kullanılarak yürüyüş, denge, kol ve parmak fonksiyonlarının kontrollü şekilde yeniden kazanılması hedeflenir. Bu ileri teknoloji uygulamalar, felç sonrası bağımsız yaşama dönüş sürecini ciddi oranda iyileştirebiliyor.
Klinik uygulamalarda, Dr. Çorum’un rehabilitasyon programlarına erken dönemde başlayan birçok hastada gözle görülür ilerleme kaydedilmiştir. Örneğin robotik rehabilitasyonla çok ağır felçli hastalarda bile yürüme potansiyelinin önemli oranda artırıldığı ve hastaların motivasyonunun yüksek tutulduğu rapor edilmektedir.
2) Dr. Türkan Tünerir
Dr. Türkan Tünerir, uzun yıllardır felç ve nörolojik rehabilitasyon alanında çalışan deneyimli isimlerden biridir. İnme sonrası gelişen kas güçsüzlüğü, denge kaybı ve hareket kısıtlılıklarının giderilmesine yönelik kişiye özel programlar planlamaktadır.
Hastalarının günlük yaşam aktivitelerine yeniden bağımsız şekilde dönebilmelerini hedefleyen bir tedavi yaklaşımı benimser. Süreçte fizyoterapistler ve diğer sağlık profesyonelleriyle koordineli çalışarak rehabilitasyonu bütüncül bir bakış açısıyla yürütür.
3) Dr. Barış Metin
Dr. Barış Metin, nörolojik hastalıklar ve inme sonrası rehabilitasyon süreçlerinde görev alan uzmanlardandır. Özellikle felç sonrası motor fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesi ve uygun rehabilitasyon planının oluşturulması konusunda çalışmaktadır.
Tedavi sürecinde hastanın bilişsel durumu, kas tonusu ve hareket kapasitesi ayrıntılı şekilde analiz edilerek program belirlenir. Amaç, hem fiziksel hem de nörolojik iyileşmeyi destekleyerek yaşam kalitesini artırmaktır.
4) Dr. Bestami Yalvaç
Dr. Bestami Yalvaç, felç rehabilitasyonu alanında deneyimli uzmanlar arasında yer alır. İnme sonrası oluşan yürüme bozuklukları, denge kaybı ve kas sertliği gibi problemlere yönelik kişiselleştirilmiş fizik tedavi programları uygular.
Rehabilitasyon sürecinde düzenli takip ve ölçülebilir ilerleme kriterleri ile hastanın gelişimini değerlendirir. Uzun soluklu tedavi gerektiren vakalarda sabırlı ve planlı bir yaklaşım benimser.
5) Prof. Dr. Engin Çakar
Prof. Dr. Engin Çakar, felç ve beyin hasarı rehabilitasyonu alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanıdır. Nörorehabilitasyon uygulamaları ve fonksiyonel iyileşme odaklı tedavi programlarıyla tanınmaktadır.
Özellikle yürüme analizi, denge eğitimi ve el-kol fonksiyonlarının yeniden kazandırılması üzerine çalışmaları bulunmaktadır. Robotik rehabilitasyon ve modern fizik tedavi tekniklerini bir arada kullanarak hastaların bağımsız hareket kabiliyetini artırmayı hedefler.
Göbek fıtığı, karın duvarında bağırsakların dışarı çıkmasını engelleyen ve “fasya” olarak adlandırılan destek dokusunun göbek çevresinde zayıflaması ya da yırtılması sonucu ortaya çıkıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sabahattin Destek, göbek fıtığının özellikle belirli yaş gruplarında daha sık görüldüğünü belirtiyor.
Uzmanlar, toplumda sanılandan çok daha yaygın görülen bu rahatsızlığın ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yetişkinlerde göbek fıtığı görülme sıklığı yüzde 23 ile 50 arasında değişiyor. Kadınlarda en sık 31–40 yaş aralığında, erkeklerde ise 61–70 yaş aralığında görülüyor. Gebelik, doğum ve obezite gibi nedenlerle kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık üç kat daha yaygın. Göbeğin 3 santimetre üstü ve altı hizasında oluşan fıtıklaşmalar umbilikal (göbek) herni olarak sınıflandırılıyor.
Şişmanlık, uzun süreli öksürük ve kabızlık, ağır işlerde çalışma, sık ağır yük kaldırma, bağ dokusu hastalıkları, böbrek yetmezliği ve siroz gibi karında asit birikimine yol açan hastalıklar da risk faktörleri arasında yer alıyor. Göbek fıtığı; ağrı ve şişliğin yanı sıra, özellikle öksürme sırasında belirginleşen bir kabarıklıkla kendini gösterebiliyor. Bazı hastalarda şişlik, duruş pozisyonuna göre fark edilmeyebiliyor.

Prof. Dr. Destek, göbek fıtığının ilaçla tedavisinin mümkün olmadığını vurguluyor. Beklemenin çoğu zaman fıtığın büyümesine ve tedavinin zorlaşmasına yol açtığını belirten Destek, tek kalıcı tedavinin cerrahi olduğunu ifade ediyor. Göbek fıtığı olan yetişkin hastaların yaklaşık yüzde 65’inin zamanla ameliyata ihtiyaç duyduğunu, bu ameliyatların yüzde 3 ila 5’inin ise acil şartlarda yapıldığını belirtiyor. Özellikle büyüyen ya da belirti veren fıtıkların gecikmeden onarılması gerektiğinin altını çiziyor.
İleri evrelerde kabızlık, şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve gaz şikâyetleri görülebiliyor. Fıtık boğulması durumunda ise sıkışan bağırsağın kan dolaşımı bozulabiliyor ve bu tablo acil ameliyat gerektiriyor. Kan akışının tamamen kesilmesi halinde bağırsak kangreni gelişebiliyor.
Tanıda fiziksel muayene büyük önem taşıyor. Ön karın duvarında renk değişikliği, ülserasyon ya da cilt kalınlaşması gibi bulgular boğulmaya işaret edebiliyor. Gerekli durumlarda batın ultrasonu veya bilgisayarlı tomografi istenebiliyor.
Tedavi planlamasında fıtığın boyutu belirleyici oluyor. Çapı 2 santimetreden küçük olan fıtıklarda birincil onarım uygulanabilirken, 2 santimetreden büyük fıtıklarda yama (mesh) ile onarım tercih ediliyor. Obez hastalarda, birden fazla karın duvarı defekti bulunanlarda ya da tekrarlayan fıtıklarda laparoskopik yöntem öne çıkıyor.
Açık ameliyatta fıtığın büyüklüğüne göre 8–10 santimetrelik kesi yapılırken, kapalı (laparoskopik) yöntemde yaklaşık 1 santimetrelik üç küçük kesi yeterli oluyor. Laparoskopik cerrahide ameliyat alanına daha kolay erişim sağlanırken, fıtık içine giren organlar daha net değerlendirilebiliyor. Ayrıca nüks oranı açık cerrahiye göre daha düşük seyrediyor. Hastalar genellikle bir gün içinde taburcu edilirken, günlük yaşama dönüş süresi de daha kısa oluyor.
Detaylı bilgi için: https://sabahattindestek.com/
Safra kesesinde taş saptanan ancak herhangi bir ağrı ya da şikayet yaşamayan hastaların en sık sorduğu sorulardan biri, “Sessiz safra taşı ameliyat gerektirir mi?” oluyor. Toplumda oldukça yaygın görülen bu durum, çoğu zaman tesadüfen yapılan ultrason kontrollerinde ortaya çıkıyor. Konuyla ilgili merak edilenleri değerlendiren Prof. Dr. Sabahattin Destek, sessiz safra taşlarının her zaman ameliyat anlamına gelmediğini, ancak bazı hastalarda cerrahinin kaçınılmaz hale gelebileceğini belirterek, doğru kararın kişiye özel verilmesi gerektiğini söyledi…

Sessiz safra taşı olan hastalarda karar sürecinin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sabahattin Destek, şu değerlendirmede bulundu: “Safra taşları uzun süre hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak bu, hiç sorun çıkarmayacağı anlamına gelmez. Özellikle büyük taşlar, safra kesesinde porselenleşme, polip eşlik etmesi ya da diyabet gibi ek hastalıkların varlığı durumunda, sessiz olsa bile cerrahi tedavi gündeme gelebilir.”
Prof. Dr. Destek, safra taşı ameliyatlarının günümüzde büyük oranda laparoskopik yöntemlerle, yani kapalı teknikle yapıldığını da vurgulayarak, “Laparoskopik safra kesesi ameliyatları, hasta için oldukça konforlu, güvenli ve hızlı iyileşme sağlayan işlemlerdir. Uygun hastada zamanında yapılan cerrahi, ileride yaşanabilecek acil ve riskli durumların önüne geçer” dedi.
Her hasta için tek bir doğru yok
Uzmanlara göre sessiz safra taşı bulunan her hastanın mutlaka ameliyat edilmesi gerekmez. Taşın boyutu, sayısı, hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları ve yaşam tarzı gibi pek çok faktör cerrahi kararın belirlenmesinde rol oynar. Bu nedenle hastaların düzenli kontrollerini aksatmaması ve cerrahi kararın deneyimli bir uzman tarafından verilmesi büyük önem taşır.
Sonuç olarak, sessiz safra taşlarında en doğru yaklaşım; hastayı gereksiz ameliyattan korurken, olası riskleri de göz ardı etmeyen dengeli ve bilimsel bir yol haritası çizmek olarak öne çıkıyor.
Robotik cerrahi teknolojileri, ortopedi alanında özellikle diz protezi ameliyatlarında giderek daha fazla tercih ediliyor. Peki robotik diz protezi hangi hastalar için uygun, hangi durumlarda uygulanıyor? Merak edilenleri Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can anlattı.
Robotik diz protezinin, ileri evre diz eklem hasarı bulunan hastalarda önemli avantajlar sunduğunu belirten Doç. Dr. Ata Can, “En sık karşılaştığımız durum diz kireçlenmesi, yani osteoartrittir. Uzun süreli diz ağrısı, yürürken zorlanma, merdiven inip çıkamama ve gece ağrıları gibi şikâyetler hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyorsa cerrahi gündeme gelir” dedi.
Konservatif tedaviler yetersiz kaldığında
İlaç tedavisi, fizik tedavi, kilo kontrolü ve diz içi enjeksiyonlar gibi yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda robotik diz protezinin etkili bir seçenek olduğunu vurgulayan Can, “Bu yöntemler artık ağrıyı kontrol altına alamıyorsa ve hasta günlük aktivitelerini yapamaz hale geldiyse, protez ameliyatı değerlendirilmelidir” diye konuştu.
Kişiye özel planlama öne çıkıyor
Robotik cerrahinin en önemli farkının kişiye özel planlama olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ata Can, “Ameliyat öncesinde dizin anatomik yapısı detaylı olarak analiz ediliyor. Robotik sistem sayesinde protezin yerleşimi milimetrik hassasiyetle planlanıyor. Bu da eklem dengesinin daha iyi sağlanmasına ve protezin daha uzun ömürlü olmasına katkı sunuyor” ifadelerini kullandı.
Her yaş için uygun mu?
Robotik diz protezinin yalnızca ileri yaş hastalara uygulanmadığını belirten Can, yaşın tek başına belirleyici olmadığını söyledi. “Asıl kriter hastanın şikâyetleri ve dizdeki hasarın derecesidir. Genç hastalarda da ileri düzey kıkırdak kaybı varsa ve yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenmişse bu yöntem gündeme gelebilir” dedi.
Ameliyat sonrası süreç daha konforlu olabilir
Robotik cerrahi ile yapılan diz protezi ameliyatlarının, klasik yöntemlere kıyasla daha kontrollü bir süreç sunduğunu aktaran Doç. Dr. Ata Can, “Yumuşak dokuların daha iyi korunması sayesinde bazı hastalarda ameliyat sonrası ağrı daha az olabiliyor. Hastalar çoğu zaman daha kısa sürede ayağa kalkıp günlük yaşamlarına dönebiliyor” açıklamasında bulundu.
Alanındaki akademik çalışmaları ve klinik deneyimiyle öne çıkan Doç. Dr. Ata Can, robotik diz protezi uygulamalarında elde edilen başarılı sonuçların, bu yöntemin doğru hasta seçimiyle son derece güvenli ve etkili bir tedavi alternatifi olduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi.
Saç dökülmesi, kepeklenme, aşırı yağlanma, saç derisi hassasiyeti ve cansız saç görünümü… Hem kadınların hem erkeklerin en sık yaşadığı bu sorunlarda artık bilimsel ve güvenilir bir çözüm adresi öne çıkıyor: Akademi Saç Terapi. Merkez, lisanslı trikoloji uzmanları Burcu Çayözü ve Evrim Bayraktar liderliğinde, saç ve saç derisi problemlerine kökünden yaklaşan modern uygulamalarıyla dikkat çekiyor.
Sorunun Nedeni Bilimsel Analizle Ortaya Konuyor
Akademi Saç Terapi’de uygulanan trikolojik analiz, saç dökülmesinin veya saç derisi problemlerinin nedenini doğru tespit edebilmek için gelişmiş teknolojiyle yapılıyor. Mikro kamera destekli saç ve saç derisi görüntülemesi sayesinde, saç köklerinin durumu, yoğunluk, saç teli yapısı ve saç derisinin genel sağlığı detaylı şekilde inceleniyor.
Trikolog Evrim Bayraktar, analiz sürecinin önemine şu sözlerle dikkat çekiyor:
“Saç dökülmesinin nedeni herkeste farklıdır. Bunu doğru anlamadan yapılan bakım yalnızca geçici etki sağlar. Biz, sorunu bilimsel verilerle tespit ederek en etkili bakım protokolünü oluşturuyoruz.”

Akademi Saç Terapi’nin en güçlü yönü, her danışan için kişiselleştirilmiş bakım programları sunması. Dökülme tipine ve saç derisinin ihtiyacına uygun içeriklerle hazırlanan bu programlarda; saç köklerini güçlendiren bakım uygulamaları, saç derisini arındıran detoks işlemleri, dolaşımı artıran özel masaj teknikleri ve bilimsel aktif bileşen destekli bakım yöntemleri yer alıyor.
Lisanslı trikoloji uzmanı Burcu Çayözü, merkezin yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:
“Bizim için saç sağlığı, sadece estetik bir konu değil; bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir alan. Bilimsel metodlarla kişiye özel bakım protokolleri hazırlayarak kalıcı iyileşme hedefliyoruz.”
Kadın ve Erkeklerde Yaygın Saç Problemlerine Güvenilir Müdahale
Stres, hormonal değişimler, mevsimsel etkiler ve çevresel faktörler nedeniyle saç dökülmesi ve saç derisi rahatsızlıkları her geçen yıl artıyor. Akademi Saç Terapi, hem kadın hem erkek danışanlarında kısa sürede gözle görülür iyileşme sağlayan uygulamalarıyla öne çıkıyor.
Bilimsel, Güvenilir ve Sürdürülebilir Yaklaşım
Merkez, saç sağlığını bütünsel bir perspektifle ele alarak yalnızca geçici çözümler değil, sürdürülebilir sonuçlar sunmayı hedefliyor. Trikolojik analiz, kişiye özel bakım programları ve doğru içeriklerle desteklenen yöntemler sayesinde danışanlar saç yapılarında kalıcı güçlenme ve saç derisi problemlerinde belirgin rahatlama deneyimliyor.
Saç dökülmesine ve saç derisi problemlerine bilimsel, profesyonel ve güvenilir çözümler arayanlar için Akademi Saç Terapi, alanında uzmanlık ve yenilikçi yaklaşımı bir arada sunan güçlü bir adres olarak öne çıkıyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.